Türkçe - İngilizce
Türkçe - İngilizce
Almanca - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
İngilizce Eş Anlamlılar
Türkçe - İngilizce Cümleler
Çeviri
Reklamları Kaldır
Oturum Aç / Üye Ol
Işıkları Söndür
English
English
Türkçe
Français
Español
Deutsch
Çeviri
Eş Anlamlılar
Cümleler
Araçlar
Kaynaklar
Hakkımızda
İletişim
Oturum Aç / Üye Ol
EN-TR
Türkçe - İngilizce
Almanca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İngilizce Eşanlam
Türkçe - İngilizce Cümleler
Türkçe - İngilizce
Almanca - İngilizce
Geçmişi Gizle
Geçmiş Detayları
Geçmişi Sil
Geçmiş :
vistula
axólisis
approach a problem
swear upon something
bend out
three-edged file
pull to one side
ear stone
Dampftopf
glass painter
schreckt ab
beverage container
left hand engine
diodo bipolar
cell cultures
dry in
receive through
pair trawling
cluster of cells
played dead
pelvis mayor
face chuck
Look In:
Geçmiş
Cümleler
"Look In:"
teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç
Kategori
İngilizce
Türkçe
Genel
1
Genel
look-in
i.
katılma ihtimali
2
Genel
look-in
i.
hisse
3
Genel
look-in
i.
başarı şansı
4
Genel
look-in
i.
seçilme ihtimali
5
Genel
look-in
i.
pay
6
Genel
look-in
i.
kısa ziyaret
7
Genel
look-in
i.
hızlıca bakma
8
Genel
look-in
i.
şöyle bir bakma
9
Genel
look in a mirror
f.
aynaya bakmak
10
Genel
look someone in the face
f.
birinin yüzüne bakmak
11
Genel
look for a needle in a haystack
f.
olanaksız şeyi bulmaya çalışmak
12
Genel
look at something in perspective
f.
bir şeye geniş bir açıdan bakmak
13
Genel
look up in
f.
araştırmak (sözlükte)
14
Genel
look for a needle in a haystack
f.
saman yığınında iğne aramak
15
Genel
look in on
f.
kısa bir ziyaret yapmak
16
Genel
look someone in the eye
f.
gözlerine bakmak
17
Genel
look in (through) the window
f.
pencereden bakmak
18
Genel
look beautiful in a picture
f.
resimde güzel çıkmak
19
Genel
look good in a picture
f.
resimde güzel çıkmak
20
Genel
look in the pink
f.
yanaklarından kan damlamak
21
Genel
look in the pink
f.
yanakları al al olmak
22
Genel
look for a needle in a haystack
f.
samanlıkta iğne aramak
23
Genel
look bad in a photo
f.
resimde kötü çıkmak
24
Genel
look good in a photo
f.
fotoğrafta iyi çıkmak
25
Genel
look good in a photo
f.
resimde iyi çıkmak
26
Genel
look bad in a picture
f.
resimde kötü çıkmak
27
Genel
look bad in a picture
f.
fotoğrafta kötü çıkmak
28
Genel
look bad in a photo
f.
fotoğrafta kötü çıkmak
29
Genel
look up in the dictionary
f.
sözlüğe bakmak
30
Genel
look for the answers in science
f.
cevaplarını bilimde aramak
31
Genel
look for excitement in wrong places
f.
yanlış yerlerde heyecan aramak
32
Genel
look upon education as an investment in the future
f.
eğitimi geleceğe yatırım olarak görmek
33
Genel
look at something in a positive light
f.
bir şeye iyi/olumlu açıdan bakmak
34
Genel
look good in
f.
(bir kıyafetin) içinde iyi görünmek
Öbek Fiiller
35
Öbek Fiiller
look in on somebody
f.
birini ziyaret etmek
36
Öbek Fiiller
look in on somebody
f.
birine uğramak
37
Öbek Fiiller
look around in
f.
bir yere bakmak/bakınmak
38
Öbek Fiiller
look in on someone
f.
birini ziyaret etmek (özellikle hasta veya yardıma ihtiyacı varsa)
39
Öbek Fiiller
look in
f.
birini görmek için içeri girmek
40
Öbek Fiiller
look in
f.
kısa ziyarette bulunmak
41
Öbek Fiiller
look in
f.
sosyalleşmek için birileriyle dışarı çıkmak
42
Öbek Fiiller
look in
f.
ziyaret etmek
43
Öbek Fiiller
look in
f.
(iç kısmına) göz atmak
44
Öbek Fiiller
look in
f.
sosyalleşmek için birilerini aramak
45
Öbek Fiiller
look in
f.
bakışını (bir şeyin içine) yönlendirmek
46
Öbek Fiiller
look in
f.
birine bakıp çıkmak
47
Öbek Fiiller
look in
f.
televizyon izlemek
48
Öbek Fiiller
look in on (someone or something)
f.
uğrayıp (birini/bir şeyi) kontrol etmek
49
Öbek Fiiller
look in on (someone or something)
f.
(birine/bir şeye) kapıdan bir bakmak
50
Öbek Fiiller
look in on (someone or something)
f.
(birini/bir şeyi) uzaktan kontrol etmek
51
Öbek Fiiller
look around (in) some place
f.
bir yeri aramak
52
Öbek Fiiller
look around (in) some place
f.
bir yerde etrafa bakınmak
53
Öbek Fiiller
look in on (someone or something)
f.
(birine/bir şeye) uğramak/bakmak
54
Öbek Fiiller
look around (in) some place
f.
bir yerde aramak
Atasözü
55
Atasözü
never look a gift horse in the mouth
beleş atın dişine bakılmaz
56
Atasözü
do not look a gift horse in the mouth
misafir umduğunu değil bulduğunu yer
57
Atasözü
don't look a gift horse in the mouth
bedava gelen şeyde kusur aranmaz
58
Atasözü
don't look a gift horse in the mouth
beleş atın dişine bakılmaz
Konuşma Dili
59
Konuşma Dili
look in [uk/austraila]
i.
imkan
60
Konuşma Dili
look in [uk/austraila]
i.
fırsat
61
Konuşma Dili
look in [uk/austraila]
i.
şans
62
Konuşma Dili
look for someone in the wrong place
f.
birisini yanlış yerde aramak
63
Konuşma Dili
look at what the cat dragged in!
expr.
aman da kimleri görüyorum!
64
Konuşma Dili
look in my eyes
expr.
gözlerime bak
65
Konuşma Dili
look at what the cat dragged in!
expr.
bak sen kimler gelmiş!
66
Konuşma Dili
you look done in
expr.
bitap görünüyorsun
Deyim
67
Deyim
look for a needle in a haystack
f.
samanlıkta iğne aramak
68
Deyim
look for a needle in a meadow
f.
halep yolunda deve izi aramak
69
Deyim
look for a needle in a bottle of hay
f.
havanda su dövmek
70
Deyim
look straight in the eye
f.
gözlerine bakmak
71
Deyim
look straight in the eye
f.
gözünün içine dik dik bakmak
72
Deyim
look right in the eye
f.
gözünün içine dik dik bakmak
73
Deyim
look right in the eye
f.
dik dik bakmak
74
Deyim
look right in the eye
f.
gözlerine bakmak
75
Deyim
look in the face
f.
dik dik bakmak
76
Deyim
look straight in the eye
f.
dik dik bakmak
77
Deyim
look straight in the eye
f.
gözünü dikip bakmak
78
Deyim
look right in the eye
f.
gözünü dikip bakmak
79
Deyim
look in the face
f.
bön bön suratına bakmak
80
Deyim
look in the face
f.
gözünü dikip bakmak
81
Deyim
look as if butter wouldn't melt in one's mouth
f.
suçlu olduğu halde masum görünmek
82
Deyim
look like something the cat dragged in
f.
çok pis görünmek
83
Deyim
look for a needle in a bottle of hay
f.
samanlıkta iğne aramak
84
Deyim
look as if butter wouldn't melt in one's mouth
f.
soğuk görünmek
85
Deyim
look as if butter wouldn't melt in one's mouth
f.
hissiz görünmek
86
Deyim
look like something the cat dragged in
f.
üstü başı perişan görünmek
87
Deyim
look like something the cat brought in
f.
üstü başı perişan görünmek
88
Deyim
look someone in the eye
f.
birisinin gözlerinin içine bakmak
89
Deyim
look someone in the face
f.
gözünü dikip bakmak
90
Deyim
look someone in the face
f.
dik dik bakmak
91
Deyim
look like something the cat brought/dragged in
f.
üstü başı pejmürde/dökülüyor/dağınık/yırtık pırtık vs. olmak
92
Deyim
look somebody in the eye/eyes
f.
gözlerinin içine bakmak
93
Deyim
not get a look in
f.
şansı olmamak
94
Deyim
look someone in the eye
f.
güvensizlik sergilemeden biriyle dürüst bir şekilde konuşmak
95
Deyim
look a gift horse in the mouth
f.
bulup da bunamak
96
Deyim
look in the face
f.
yüzleşmek
97
Deyim
look in the face
f.
düello için karşı karşıya gelmek
98
Deyim
look someone in the eye
f.
dürüstçe birinin yüzüne/gözüne bakmak
99
Deyim
look someone in the face
f.
birinin gözüne bakmak
100
Deyim
look someone in the face
f.
birinin yüzüne bakmak
101
Deyim
look someone in the eye
f.
birinin gözünün içine baka baka
102
Deyim
look someone in the face
f.
birinin doğrudan yüzüne bakmak
103
Deyim
look someone in the eye
f.
birinin gözünün içine bakmak
104
Deyim
(be unable to) look somebody in the eye(s)/face
f.
utançtan birinin yüzüne/gözüne bakamamak
105
Deyim
look someone in the face
f.
direkt birinin yüzüne bakmak
106
Deyim
look babies in the eyes
f.
birinin gözüne şefkatle/sevgiyle bakmak
107
Deyim
look someone in the face
f.
birinin gözünün içine bakmak
108
Deyim
look babies in the eyes
f.
karşısındakinin gözlerine sevgiyle/aşkla bakmak
109
Deyim
look babies in the eyes
f.
sevgiyle/aşkla bakışmak
110
Deyim
look babies in the eyes
f.
birbirlerinden gözlerini alamamak
111
Deyim
look babies in the eyes
f.
birbirlerinden gözlerini ayıramamak
112
Deyim
not have a look in [uk]
f.
şansı olmamak
113
Deyim
not have a look in [uk]
f.
sıra gelmemek
114
Deyim
get a look in [uk/australia]
f.
şansı/fırsatı olmak
115
Deyim
get a look in [uk/australia]
f.
şans/fırsat elde etmek/yakalamak
116
Deyim
get a look in [uk/australia]
f.
kendini gösterme şansı olmak/yakalamak
117
Deyim
look like the cat dragged in
f.
üstü başı perişan görünmek
118
Deyim
look (one) in the face
f.
direkt (birinin) yüzüne bakmak
119
Deyim
look (one) in the eye
f.
(birinin) gözlerine bakmak
120
Deyim
look as if butter wouldn't melt in mouth
f.
hissiz görünmek
121
Deyim
look like the cat dragged in
f.
çok pis görünmek
122
Deyim
look somebody in the eye/face
f.
birinin gözlerinin içine bakmak
123
Deyim
look (one) in the eyes
f.
(birinin) gözlerine bakmak
124
Deyim
look (one) in the face
f.
(birinin) doğrudan yüzüne bakmak
125
Deyim
look as if butter wouldn't melt in your mouth
f.
suçlu olduğu halde masum görünmek
126
Deyim
look (one) in the face
f.
(birinin) yüzüne bakmak
127
Deyim
look (one) in the face
f.
(birinin) gözüne bakmak
128
Deyim
look as if butter wouldn't melt in mouth
f.
soğuk görünmek
129
Deyim
look (one) in the face
f.
(birinin) gözünün içine bakmak
130
Deyim
look somebody in the eye/face
f.
birinin doğrudan gözüne/yüzüne bakmak
131
Deyim
look as if butter wouldn't melt in mouth
f.
suçlu olduğu halde masum görünmek
132
Deyim
look as if butter wouldn't melt in your mouth
f.
görünürde masum/kibar olmak
133
Deyim
look somebody in the eye/face
f.
direkt birinin gözüne/yüzüne bakmak
134
Deyim
look as if butter wouldn't melt in mouth
f.
masummuş/kibarmış gibi görünmek
135
Deyim
look somebody in the eye/face
f.
birinin gözüne/yüzüne bakmak
136
Deyim
look like the cat dragged in
f.
üstü başı pejmürde/dağınık/yırtık pırtık olmak
137
Deyim
look as if butter wouldn't melt in mouth
f.
görünürde masum/kibar olmak
138
Deyim
look (one) in the eyes
f.
(birinin) gözlerinin içine bakmak
139
Deyim
look as if butter wouldn't melt in your mouth
f.
masummuş/kibarmış gibi görünmek
140
Deyim
look (one) in the eye
f.
dürüstçe (birinin) yüzüne/gözüne bakmak
141
Deyim
look (one) in the eyes
f.
dürüstçe (birinin) yüzüne/gözüne bakmak
142
Deyim
look (one) in the eye
f.
(birinin) gözlerinin içine bakmak
143
Deyim
don't look a gift horse in the mouth
expr.
üzümünü ye bağını sorma
144
Deyim
don't look a gift horse in the mouth
expr.
hediye atın dişine bakılmaz
145
Deyim
must not look a gift-horse in the mouth
expr.
armağana paha biçilmez
146
Deyim
look like something the cat's ragged in
expr.
pejmürde bir halde
147
Deyim
look what the cat dragged in!
expr.
aman da kimler gelmiş!
148
Deyim
look at what the cat dragged in!
expr.
aman da kimler gelmiş!
149
Deyim
a look in the rear-view mirror
expr.
geçmişe bir bakış
150
Deyim
I'll look you up when I'm in town
expr.
(bir daha) şehre gelince/geldiğimde, seni ararım
×
Pronunciation in context (
out of
)
Pronunciation of Look In:
×
Terim Seçenekleri
Çeviri Öner / Düzelt
Fransızca İngilizce Sözlük
İspanyolca İngilizce Sözlük
Almanca İngilizce Sözlük
İngilizce Eş Anlamlılar Sözlük
Google Images
Merriam Webster
Dictionary.com
The Free Dictionary
Abbreviations
Wikipedia in English
Wikipedia in Turkish
Urban Dictionary
German, LEO
Chinese, Dict.Cn
Spanish, SpanishDict
Russian, Multitran.ru
Medical, MedicineNet
İşaret Dili, Signing Savvy